Bu Blogda Ara

17 Aralık 2023 Pazar

Hamdun Kassar (ks)


       Nişabur Sofileri arasında bulunan Kassar'ın ne zaman doğduğu kesin olarak bilinmiyor. Ancak Nişabur'da doğduğu ve 884/885 yıllarında yine bu beldede öldüğü bilinmektedir. Hayatı boyunca nefsiyle mücadele eden ve insanlara hizmeti kendine şiar edinen Hamdun Kassar der ki:
   "-Nefsimi, Firavunun nefsine tafdil etmem, çünkü ikiside nefistir. Fakat gönlümü Firavunun gönlüne tafdil ederim." Bu sözlerle de Hamdun'un nefsine karşı tutumu açıklığa kavuşur. Çünkü AHZAB SURESİNDE geçen şu ayeti kerimeye, içtenlikle bağlıdır:
   "Biz emaneti göklere, yere ve dağlara arz ve teklif ettik. Onlar yüklenmekten çekindiler. Endişeye düştüler. İnsan ise yüklendi. O, pek zalim, pek cahildir." AHZAB SURESİ ,ayeti kerime: 72, meali.
   Allah emanetini yüklenen kişinin nefsine zalim, masivaya cahil olması en tabii şeydir. Onun için Hamdun Kassar nefsine zalimdi ve masivaya cahil olmayı yeğ tutuyordu.
   Hamdun Kassar'ın tarikat silsilesi Hz. EBUBEKİR SIDDIK'a dayanmaktadır. Silsilesi şöyledir: HAZRETİ MUHAMMED-HAZRETİ EBUBEKİR SIDDIK-CÜBEYR İBNİ MUT'İM İBN NEVFALÜL KUREYŞİ-MUHAMMED İBN CÜBEYR'ÜN NEVFELİ-EBUBEKİR İBNİ MÜSLİM İBNİ ABDULLAHİZ ZEHERİ-EBU İYAZ İBNİ MANSUR İBNİL MUAMMER-ÜS SÜLEMİYYÜL'KÜFİ-EBU ALİ FUZEYL İBNİ İYAZ'İL KÜFİ-FETH İBNİ ALİYYÜL MAVSILİ-EBU'L HÜSEYN SALİM İBNİ HÜSEYN'İL BARUSİ-EBU SALİH HAMDUN İBNİ AHMET İBN AMMAR'ÜL KASSAR.
   Hamdun Kassar, Ebu Türabi Nahşebiye de müritlik yapmıştır. Ayrıca devrin büyük veli ve bilginlerinden Salim İbni Hüseyn'ül BARUSİ ile sıkı ilişkileri olmuş, ona müritlik ve öğrencilik yapmış ve BARUSİ kendisine hilafet ve icazet vermiştir. En çok değer verdiği hocası ve şeyhi NAHŞEBİ yolu ile silsilesi İBRAHİM ETHEM'e dayanmaktadır.
   "-Ne zaman yolda bir sarhoş görürsün, iki tarafa sallanır, sen de sallan. Ta ki nefsine kibir ve ucub gelmesin. Ve O'na küfretme, onu tenkit etme. Sen de O'nun o müptela olduğuna uğramayasın."
diyebilen yüce Hamdun etrafında fazileti telkin eder ve melametin sorumluluktan kaçınma olmadığını, bilakis tamamen sorumluluk olduğunu anlatır. Çevrasine şöyle nasihat ederdi: "-Bir hal ki sende var ve bunun halk arasında faş olmasını istemezsin, yayılmasından dolayı rahatsız olursun, başkalarının da sırları böyledir. Başkalarına ait kulağına gelen her hangi bir sırrı sen de sakla, hiç kimseye söyleme. Söylediğin takdirde elbet o da senin gibi incinir ve rahatsız olur." Ne zaman kişiye, halk'a vaaz ve nasihat etmek gerektiği sualine şu cevabı verdi:
   "-Tanrının farzlarından bir farzın yerine getirilmesi ilminde taayyün ettiği veya bir insanın, yüce Tanrının kendisini bidatten kurtaracağını umduğu halde, bidat içinde öleceğinden korktuğu vakit, caiz olur."
   Hamdun Kassar adaletin örneği idi. Bir arkadaşına ölümüne kadar yardım için koşmuş, başında durmuş, hizmet etmişti. Adam ölünce hemen başucunda yanan kandili söndürdü. Orada bulunanlar itiraz ederek: "Böyle ölüm anlarında kandil sömndürülür mü? Asıl şimdi yanması lazım. Onun için yağı arttırılır, söndürülmez" dediler. Hamdun Kassar, onlara şu cevabı verdi:
   "-O sağ olduğu sürece yağ onundu. Şu andan itibaren yağ varislerinin oldu."
   Nefislerine hiç önem vermeyen melametiler faziletin Allah'a ait olduğunu kabul eder ve iyişliklerini gizlemeye azami dikkati gösterirlerdi. Zira iyilik ve faziletleri anlaşılırsa itibar görecekleri, bunun ise nefislerine hoş geleceğini düşünürlerdi. 

   Kaynak: İslâmda Melâmiliğin Tarihi gelişimi. Yusuf Ziya İnan. Bayram Âşık Yayınevi. İstanbul 1976. S: 43,44,45,46

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder